Unutma!

 Sabah gözlerimi açtım. Nerde olduğumu algılayamayacağım bir kabusa uyandım. Güneş ardımda, rüzgar inadıma suratımda... Balkona koştum. Anladım, sen gözlerini kapatmışsın. Işığımı almışsın. Gitmişsin. Nefes almaya çalıştım önce. Ciğerlerime hava dolmadı. Gözlerimden yaşlar akarken, çok sevdiğin saçlarım suratıma vurdu. Canımı yaktı, seni uyutan.. Ellerimi kokladım, sen. Gitmez miymiş bir insanın kokusu avuçlardan? Hıçkırdım. Çok hıçkırdım. En iyi maskemi taktım, odadan çıktım...

 İnsan kendinden geçecek kadar sevmemeli kimseyi. Kendini ardında bırakmamalı yürüdüğü yolda. Bile bile mi batırır cam kırıklarını ayaklarına? Kendimi kanattım. Defalarca, defalarca, defalarca... 

 Ben çok sevildim, sevildiğimden çok seni sevdim. Bir sabah uyandığımda, saç tellerin artık yoktu yastığımda... Kendimi anlatamayışıma mı kırılsam yoksa dimdik duramayışına mı bilemedim. Bahanelere ihtiyacım yok bu sefer.. Kendimi tutmama gerek yok. Senin bilmediğin, bilemediğin çabamı göstermeye, denge kurmaya çalışmama gerek yok mesela... İstediğim yöne gidebilirim fütursuzca.. Yine de kalıyorum olduğum yerde... Dolabımda askıda bir elbise, ben yine aynı ben... 

 Üzüldüm. Kendimden çok seni düşündüm. Kim dedim? Kim tutar onu düşerse? Kim herşeyi bırak gel diyebilir bir daha? Kim saatlerce yarınını kurtarmak için çaba gösterebilir? Ve kim benim gibi sevebilir? Herşeyi onun için en baştan öğrenip, bıkmadan, usanmadan anlatabilir?

 Sonra boşverdim. Senin beni boş vermiş olduğundan daha çok boş verdim. İki kadeh fazla içtim. Bir hap daha aldım. Müziiğin ritmine uydum. Nefes aldım. Ben dedim, olduğum gibi mutluyken, herşeyden vazgecebilmeyi, mutsuz olmayı göze alıyorken, o yapamıyorsa bana ne dedim. O yapamıyorsa, bende yapmayacağım dedim. Bıraktım. 

 Biliyorum ki aldığın inancım sende kalacak. Aşk zaten toprağın altında. Beni gömerken hiç tereddüt etmedin ya sen, bende seni orda bırakıp çıkarken tereddüt etmiyorum. Kimseye ait olmak istemiyorum. Kimse beni sahiplensin istemiyorum. Hayatımın kenarında kalsın insanlar ve ben her gün daha çok bana kalayım. Senin yok ettiğin kendimi bulayım. Eskimi bulayım...

 Dimdik duran mantığımın yanında özlüyorum. Düğüm düğüm oluyor boğazımda bir şey, bir şarkı çalıyor. Daha çok sigara içiyorum. Gözümden bir damla yaş akıyor. Ellerinde bir bıçak, yüzüm ağır geldi, sırtımdan vurdun! Senin öldürdüğün bana ağlıyorum!

 (Yaz geldi, sıcağa güvenir üşütürsün sen. Camın açık kalır arabada, acır yine boğazın. Klimanın altında oturursun, ağrır boynun. Uyurken huzursuz olursun, açılır üstün. Terli terli soğuk su içersin. Yemek saatine dikkat etmezsin. Geçiştirirsin. Küçük oyunlara girer, gerçekte kim olduğunu unutursun. İncinirsin, kırarlar. Bilirim sen akıllanmaz, yine affedersin. Yanlış yollara girer, yönünü kaybedersin. İlaçları güneşte unutur, bozuldu mu şimdi? dersin. Sinirlenir, başkalarına patlarsın. Sigarayı bırakır yeniden başlarsın. Demem o ki dikkat etmezsin kendine. Bundan sonra ben olmayacaksam yanında, etmelisin sevdiğim. Sana her gün bakacak kadın ben değilsem, sen kendine bakmayı öğrenmelisin. Ve unutmadan, çok yağlı şeyler yememelisin. Kırmızı etten uzak durmalısın bir de.. Unutma kendini.. Bir de seni nasıl sevdiğimi, nasıl baktığımı, ellerini nasıl tuttuğumu, ettiğim duaları, ve ağlayarak uykuya daldığım geceleri... Beni yok edişini sakın unutma!)

posted under | 0 Comments
Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa

Translate

Followers

    Bana Ulaşın

    Ad

    E-posta *

    Mesaj *


Recent Comments