Çok Sevmek İstiyorum Seni

Çok sevmek istiyorum seni. 
Daha önce kimseyi sevmediğim gibi, hiç sevemediğim gibi. 
Ellerini tutmak istiyorum. 
Ellerini tutarak uyuyakalmak ve gece defalarca uyanıp ellerinde ki ellerime bakmak.. 
Uykum her bölündüğünde mutlu olmak istiyorum işte ellerini tutup. 
Sabahın kör saatinde omzumda öpücüklerinle uyanmak istiyorum. 
Bu gülümseyerek uyanmak demek benim düşlerimde. 
Ben ellerin beni severken yeniden doğmak istiyorum. 
Her uyku yarı ölüm halidir derler ve ben her gece seninle ölmek istiyorum. 
Bir gece son kez ölene dek ellerimi her uyandığımda ellerinde görmek istiyorum. 
Çok sevmek istiyorum seni.
Pazar günleri ormanda seninle yürümek, doğanın 4 mevsim değişimi yine el ele izlemek. 
İlkbaharda boğazda o kahveyi seninle içmek. 
Sonbaharda Kadıköy'de elini tutarken sarhoş olmak.
Sen elimi tuttuğun için sarhoşken daha çok gülmek. 
Yazın kumsalda seninle yürümek ve dönüp arkamı ayak izlerimize bakıp yine şükretmek.. 
Kışın karın altında belki Cihangir’de seni daha çok öpmek… 
Çok sevmek istiyorum seni. 
Haftasonu hadi gidelim demek
Özledim dediğimde kapımda görmek 
Ansızın işimi bölmeni ve daha çok öpmeni. 
2 kişilik kocaman bir dünya yaratmayı
Seninle, sana ait olan herşeyi sevmeyi ama en çok seni…
Çok sevmek istiyorum seni.
Kıyafetlerimden vazgeçmek pahasına dolapta senin için yer açmayı
Sabahları kim duşa önce girecek diye kavga etmeyi
Akşam senin sevdiğin yemekleri yapmak için yeni tarifler öğrenmeyi.. 
Maça bazen beraber gitmeyi, bazen seni gönderip senin için hazırlanmayı.. 
Çok sevmek istiyorum seni.
Uzun saçlarımın senin için bir anlam ifade etmesini
Herkese bakmanı yalnız, sadece beni görmeni
Geceleri değil sadece gündüzleri de beni düşünmeni
Beraber olduğumuz her anı birlikte ölümsüz kılmayı
Duvarlarda fotoğraflarımızı
Sana şüphesiz güvenebilmeyi.. 
Çok sevmek istiyorum seni. 
En çok seni.

Ömürümce yalnız seni… 

Bil İstiyorum

Herkesin olur gel gitli zamanları.. Belki doğru zamanda, belki yanlış.. Yanlış yerde durdu benim ki, başlangıçta göremediğim, fark edemediğim bir yanlıştı gel gitlerim. Kötü biri oldum belki, ondan sonra. Ondan sonra harcadığım, asla ardıma bakmadığım adamlara, koca bir enkaz bıraktım. Kabul ederim ki, bende yarama ilaç olarak; yaraladım. Günahları boynuna, adınla ne adamları karaladım...

Zaman geçtikçe ve kalbim duruldukça, özlediklerim oldu. Yine de tek bir adım atmadıklarım. Uzaktan izlediklerim ve çoğu zaman gülüp geçtiklerim.. Güçlü duruşumdan taviz vermediklerim. Arkama hiç bir koşulda bakmak istemediklerim. Bazı anıları hatırladıkça kendimden tiksindiklerim ve hatta varlığını bile inkar ettiklerim.. Kendimi bile affetmekte güçlük çektiklerim, asla sevmediğim ama pek güzel seviyormuş gibi yaptıklarım...

Parmaklarının değdiği her yere başka parmaklar değsin istedim belki. Silinsin istedim tenimin hafızasından ellerin.. Kokunun üzerinden kaç koku geçerse, o kadar çabuk unuturum dedim üzerime sinen kokunu.. Ellerimin sen koktuğu sabahları.. Ne kadar çok kahkaha atarsam o kadar azalır senin için ağladığım gecelerin sayısı.. Ve ne kadar aldatırsam o kadar çabuk diner, aldatılmışlığın acısı..

Artık sana değil, kendimi dönüştürdüğüm kadına kızıyorum. Benden aldıklarını yerine koyamayacak kadar güçsüz oluşuma. Başkalarının canını yakarak beslenen ruhuma.. İnsanlara güvenmeyen hallerime ve gittikçe hissizleşen bedenime.. Her sabah aynada bana bakan masum bir yüze inat bende yarattığın ve öylece bıraktığın kadına kızıyorum. Zaferlerimin bile kendime yenilgimden olduğunu biliyorum. Artık sürekli sana yenilen kadın olmak istemiyorum. Artık kimi sevdiğinle, kime güldüğünle ve hatta o güzel ellerinin kimi tuttuğuyla ilgilenmiyorum...

Adını dünümden de, geleceğimden de siliyorum. Varlığını inkar ediyorum ve yıllarıdır yürüdüğüm yolu değiştiriyorum. Ben sevgilim, artık bildiğin kadın olmak istemiyorum. Artık seni sevmediğimi bil istiyorum...

Senden geçip, gideceğim

Hayata senle kaldığım yerden devam edebilmekte kötü. Sen her geldiğinde sıfırdan başlamak yaşamaya. Senden önce ki ve sonra ki herşeyin kaybolması bir boşlukta.. Zor tekrar tekrar yenilmek ezbere bildiğin bir oyunda, sırf o mutlu olsun diye.. 

Senin bana sımsıkı sarılışların, beni kavrayışın ve uyurken farkında olmaksızın gülümseyişin.. Bir adam gibi kokumu içine çekişin ve ardından iç çekişin, ellerimi hep sıkı tutuşun.. Güzel sevişin mesela.. Güzeldi sevişlerin.. 

Seninleyken, dünyada hiçbirşeyi kıskanmak zorunda kalmamak var birde.. Bir insan bir insanın sahip olmak istediği herşey olur mu? oluyor…. Kimseyi, hiçbirşeyi kıskanmıyor ve düşlemiyorum. Sen tamamlayansın.. 

Ve gittiğinde, doldurulmayan bir boşluk bırakan.. Kendiden sonra ki herkesi anlamsız ve tüm masalları yetersiz kılan… Bir hiçken, küçücük bir odada bana bir dünya olan.. Sensin benim uyuyup uyandığım, sensin benim bu dünya da ki imtihanım.. Ve en kötüsü, kalınmıyor bu sınavdan sevgilim.. Geçeceğim.. 


Bir sabah, senden geçip; gideceğim.. 

Bazen Savaşırsın

Bazen savaşırsın. Üstelik öyle dünyaya karşı falan değil. Zaten dünyayla savaşmak kolaydır biri varsa elinden tutan. Savaşırsın hem kendinle, hem elini tutmak istediğinle.. Uzun sürer yol bazen. Kendine verdiğin zamandan çok daha uzun.. Yorulursun, yavaş yavaş parçalara ayrılırsın, dağılırsın.. Bir sabah o savaşı kazanamayacağı anlarsın… 

Bazı insanlar kendine güzeldir. Kendini güzel kandırır. İnanmak ister belki tüm söylediği yalanlara. İnanabilir de. Kibri izin vermez belki eksiklerini görmeye. Fark edersin bir yerde. Karşında oturmuş içkisini yudumlarken ve eşiği geçmenin eşiğindeyken gözlerinin dalışından bilecek kadar çok izlemişsindir onu. O an ne konuşuyorsan odur eksiği. Söylersin. Yüzüne vurmak zor değildir her zaman. Güler, inkar eder ve ondan sonra her görüşmenizde hayatının kusursuzluğundan bahseder. Kendini bile kabullenememiş ki seni kabullensin.. Kendisine güçlü olmayan biri, senin gücünle yaşayabilir mi? 

Başkasının hayali olan bir arabayı satın alıp binmek kadar kolay değildir sevilmek. Gösterişli bir dünyada ışıklarla yanında tutabildiklerin kadar ucuz değildir birini sevmek ve karşındakinden sevgi beklemek. Alternatifini bulana kadar herkes -mış gibi yapabilir çünkü. Peki ya gece uykusu? Sabah günaydını? Zayıf anında elini tutuşu ve sen kabus görürken seni sakinleştiren sesi? Senin için ocakta bir kap yemek, sana atılan bir kahkaha ve olabildiğine doğal? Seninle varını yoğunu paylaşabilecek biri? Seninde kendini kandırdığın o insanlarda hangisi vardı? Kendini kandırdığın insanlar uğruna beni harcamak sana kolaydı… 

“Nasılsın” diye sormaz bazı insanlar. Nasıl olduğunuzun bir önemi yoktur çünkü. Gece onun için uygun musunuzdur asıl soru. Uygun değilseniz mutlaka yedekte bir adres vardır. Nasıl olsa yanınızda olmadığı her günün bir bedeli var. Hayatının içinde değil, sayılı gecede onda yeriniz var. Sürekli konuşur ve aynı şeyleri tekrarlar dururlar. Ezberden gelen laflar savaştığınız bu sürede sizinde bile bile inandığınız yalanlardır aslında.. 

Bir gün bir dost sohbetinde farkına varırsınız ki en baştan kaybedensiniz aslında. O insan hiç sizin olmamış ve aslında sizde onun. Kaybedilen zaman ve boşa harcanan emek olmuş. Kalbinizden vermişsiniz. Uzunca bir süre hayatınızdan ve kendinizden vermişsiniz. O ise tüm bencilliğiyle ve bir tek an düşünmeden almış utanmadan verdiğiniz herşeyi. Allah korkusu yokmuş ve size de saygısı aslında.. Belki kendine de.. 

Sizinle olmak isteyecek insan sizi bu kadar yormayacak. Elini tutup yürümek savaşmayı gerektirmeyecek. Eğer savaşmanız gerekirse bir gün, bunu onun ellerini tutuyor olmanın güveniyle yapacaksınız. Kendinize ve kalbinize değer verin. Hala sevecek yanlarınız kaldıysa ve biliyorsanız gösterişten uzak, kendiniz gibi sevmeyi.. Bırakın kalbiniz yorulacak olsa bile sonunda kocaman bir “değdi be!” olsun… 


Bencilliğine

Yıllarımı verdim sana. Kalbimi. Olanca gücümü ve tüm benliğimi. Ne istesen bir emirdi benim için. Canın canımdan önceydi. Sen mutlu olduktan sonra benim mutsuz olmamın bir önemi yoktu. Sen huzurlu uyuyacaktın ki ben başımı yastığa rahat koyabileyim. Tüm endişelerimde sendin ama tüm huzurumda. En büyük acımda sendin ama en mutlu olduğumda.. Ben sana bildiğim herşeyi tüm samimiyetimle verdim. Öyle ki sen başka bir hikayede beni eksik bırakmışken bile sırt çevirmedim sana. Yapamadım. Sen konuştuğunda seni dinleyecek ve saçma sapan yorumlar yapmayacak tek kişiydim. Yıllarca her “kötüyüm” dediğinde yanında olanda. Onca acıya rağmen sana gülümseyende. Seni kendine getirip telefonu kapattığında hıçkırarak ağlayanda.. Hatta biri seni üzdüğünde anlattığın ve buna göğüs gerende.. 


Sana yenilip yine sende kaldım yıllar yılı.. Sonunu hiç düşünmedin davranışlarının. Gecenin bir vakti sarhoş olup geldiğin ve sabah kızarak gittiğin.. Gidişinin ardından ne olacağını hiç düşünmediğin.. Beni sevdiğin onca geceye yine benimle ihanet edişin oldu.. Yavaş yavaş aldın seni benden. Eziyet ederek, acımı uzatarak. Yıllar sonra bir gün bana geçecek dedin. Unutacaksın. Çok mutlu olacaksın.. Sonra yine bir gece yaramı kanatırken bunları hiç düşünmedin. Gecenin sabahını hesap etmedin.. Nasıl olsa ben senin için hep ordaydım. Kendimle en büyük savaşım olurken sen, benim seninle birlikte neleri kaybedeceğimi hiç önemsemedin.. Mutsuzdun ve benimde mutsuz olmamı istiyordun.. Ne hayatına aldın, ne hayatımdan çıktın. Zaman geçirirdi belki yaralarımı sen gelip kanatmayı bırakmış olsaydın eğer… 

Çok Sevin


İnsan bu hayatında en az bir kere birini çok sevmeli. En az bir kere birini herşeyden daha çok sevmeli. Zaman geçmeli, mevsim akmalı, aylar yıllara dönüşmeli ama hiçbir şey o sevginden daha güçlü olmamalı. Herkes birini dünyada ki herkese ve herşeye değer bulmalı. 

Biri olmalı canı yansa koşup gideceğiniz, gecelerce başında beklemekten bıkmayacağınız, onun kılına zarar vereni öldürmek isteyeceğiniz… 

Kulağına şarkılar fısıldayacağınız en az biri olmalı. Sizin de kulağınıza şarkılar fısıldamalı o sevdiğiniz ses. Ona sahip oldukça dünyada herşeyden daha güçlü olduğunuzu hissedecek kadar sevmelisiniz birini. Kokladıkça huzurunuz olmalı o biri.. Tüm bencillikleriniz geride kalmalı. Kendinizden daha çok seveceğiniz biri olmalı. Yanlış bile olsa dünyaya meydan okuyabilmelisiniz. Avuç içlerini ezbere bilmelisiniz birinin. Uykusu huzurunuz olmalı ve bir an bile bırakmamalı uyurken. Gözleriniz kimseyi öperken öyle parlamamış ve dudaklarınız öyle kıvrılmamış olmalı. Aradan yıllar geçse bile, hiç bu fotoğraftaki kadar güzel gülmemişim demelisiniz. Hatta hayatınızın onu özleyerek geçeceğini bilseniz bile birini çok sevmenin gücünü tatmalısınız. Elini tutup yürümelisiniz. Varsın olmasın sonu. Herkes size yanlış yaptığınızı söylese bile duymadan birine adım atabilmelisiniz. Zamanın eskitemediği bir sevginiz olmalı. Kusurlarına bile aşık olmalısınız birinin. “İşte o böyle biri” diyebilmelisiniz ve bunu söylerken gülümsemelisiniz. Sevginizin siz sevdiğiniz için olduğunu, onunla alakası olmadığını bilmelisiniz. Sizden uzakta mutluysa, benden uzakta ama mutlu olsun cümlesini içtenlikle kurabilecek kadar sevin birini.

Her hali çekilir olmalı birinin. Ne yaparsa yapsın hakkınızı helal edecek kadar sevmelisiniz birini. Umudunuz olmalı kendisi olmasa bile. Bir çocuk istemelisiniz Allah’tan gözleri ona benzeyen ve size onun gibi bakan. Biri için çırpınacak kadar sevmelisiniz. Hıçkırıklara boğularak ağlayacak kadar çok sevmelisiniz. Elleri cennet olmalı, gülüşü nefes size. Yıllar sonra “ya hiç karşılaşmamış olsaydık?” şükrünüz olmalı. Sizi, siz yapmalı. Sonunda canınızdan can gitmiş ola bile sizi iyi bir insan haline getirmeli. 

Birini gözlerinde ki rengin geçişini bilecek kadar sevmelisiniz. Her bir hücresi can katmalı canınıza. Üstelik sırf o olduğu için, sırf yanınızda olduğu için. Beklentiye girmeden, değiştirmeden, sadece var olduğu için.. Sonunda yıkılacaksanız bile “değdi” diyebilmek için.. 


Birini çok sevin! Size yaşadığınızı hissettirmesi için. Herkes gibi bu dünyadan geçip gitmemek için.. Hiç kavuşmasanız bile, masalınızın sizden sonra dileden dile yayılması için… Çok sevin birini! Sonu hüsran olacak olsa bile, korkmadan çok sevin! Hayatın size vermiş olduğu en güzel şey olduğunu ve eşi benzeri bulunmaz olduğunu o gün anlayacaksınız. Günümüz aşklarından uzak, eski kafayla, kalıbına aldırmadan, çıkarsız çok sevin birini…

Anlat


Her seferinde kendini anlat, anlat ki anlasın. Unut onun anlayacağının kendi kapasitesine bağlı olduğunu sen boş yere yor kendini. Bilmesin hiç birşey ama bildiğini sansın. Sevilmeden hiç sevildim desin. Sevmemiş olsun ama o saplanıp kaldığı hiçlikleri aşk zannetsin. Sen sevgi bekle o adamdan, aşk bekle, adamlık bekle. Bekledikçe yorul. Kıyasla. Kıyasladıkça pişman ol ardında bıraktıklarından. Biri gelsin ve öncekini aratsın. Hep daha çok ara. Hep daha çok pişman ol. Sandıklarına üzül. Yanıl. Her seferinde yanıl. Yine sen yorul. Suratına bakıp “sen hiç aynaya bakıyor musun?” deme. Diyeme. Sus. Kimler geldi geçti deme. Diyeme. Mesela ne kadar sevildiğini bilmesin o. Başka bir adamın yerini neden dolduramadığını anlayamasın. Neden daha az değerli olduğunu anlayamayıp seni suçlasın. Acaba ben o adam kadar emek verdim mi demesin. O adam gibi güzel sevdim mi ki güzel sevileceğim, el üstünde tutulacağım demesin. Sen yorul hep. Sustuklarından yorul. Tiksin insanlardan. Her yanılgında daha çok tiksin. Onu kucağımda uyuturdum ben. Nasıl uyuttun dediler ama onun sabaha kadar beni sayıkladığını bilmediler. Çok anlayışlısın dediler. Her sabah uyanır uyanmaz beni aradığını ve her gece uzun iyi geceler mesajlarıyla uyuttuğunu göz ardı ettiler. Her fırsatta bana koştuğunu, sesimi duymazsa huzursuz olduğunu, sadece bana sarıldığında nefes alabildiğini, bensiz adım atmadığını bilmediler. Sen çok sevdin dediler. Onun ne kadar hak ettiğini görmediler. Ondan sonra herkes onu aratırken neden ona gittiler dediler. Ben yerini dolduramadım, beceremedim demediler. Güçlü kadınları güçlü erkekler taşıyabilir, bu kısmı hep es geçtiler. Kendilerini kandırdılar ve asla dürüst olmadılar. Yoruldum, yoruldun. Önü arkası belli olmayan cümlelerden, bencilliklerden, ben bilirimcilerden, asla anlamak istemeyenlerden. Daha çoğunu görmüşsün ben sana yetemem diyemediler. Hiç demezler. Başka birini sevdiğim için değil de, daha azına razı gelemediğim için gittiğimi hiç bilmediler. Başkası için değil de, onlarda sevilecek bir yan bulamadığım için sevemediğimi de… Artık değer vermiyorsam duygularımı tek başıma köreltmediğimi hiç düşünemediler. Yeterince cesur değilsen, taşı yerinde bırakman gerektiğini öğrenemediler… Tüm bunlar biz zor olduğumuz için değil, kolay çok kadın olduğu için ve hep öylesini tanıdıkları için oldu ve onlar bu gerçeği de kabullenip, yediremediler.

Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa

Translate

Followers

    Bana Ulaşın

    Ad

    E-posta *

    Mesaj *


Recent Comments